HAKLI OLDUĞUMUZ KONULARDA CESARETLİ OLMALIYIZ

HAKLI OLDUĞUMUZ KONULARDA CESARETLİ OLMALIYIZ

Liderimiz Tolgahan Gülyiyen tarafından yazılan ekteki İngilizce makalenin kısaca içeriğinden bahsetmek istiyoruz. Özellikle yurt dışında sahiplenen ürünlerin başında gelen yoğurtun tarihine ve ilk defa nasıl yoğurtun elde edildiğine değinilen makalenin öncelikli olarak İngilizce yayınlanmasının sebebi tamamen yurt dışında yabancılara hitap etmesinden kaynaklıdır. Bilhassa yoğurt hakkında önyargılı ve eksik bilgileri olanları bilinçlendirmeyi amaçlamaktadır. Tolgahan Gülyiyen herkesin evinde kolaylıkla yapabileceği yoğurt tarifiyle beraber yoğurdun tarihi hakkında da bilgi verdiği bu makaleyi yazdıktan sonra ilgili konularda aşağıdaki düşüncelerini bizimle paylaşmıştır.

 

(HOMEMADE YOGURT RECİPE WİTH İTS HİSTORY) CLİCK HERE TO READ

 

"BEN SADECE YEMEK YAPIYORUM, BU KONULARI BİLMEM, ANLAMAM…." DİYEN YURT DIŞINDAKİ  TÜRK ŞEFLERİNİN HAKLI OLDUĞUMUZ KONULARDA CESARETLİ OLMALARI VE DİK DURMALARI GEREKİR.

Uzun yıllardır yurt dışındaki gözlemlerimden elde ettiğim ayrıca birebir sahanın tam içinde yaşanmış olan tecrübeler, Türk mutfağının içinde olduğu durumu birçoklarına nazaran çok daha iyi idrak edebilmemi sağlıyor.

Amerika'yı ele alalım. Burada yoğurt gibi birçok Türk ürününün neden Yunanlı olarak tanındığını uzunca açıklayabiliriz. Ancak nedenlerinden biri olarak Yunanlıların bizlerden çok daha önce Amerika’ya gelerek Türklerden öğrendikleri ve kendi kültürleri olarak benimsedikleri Türk yemek kültürünün öğelerini Yunan kültürüne aitmiş gibi burada tanıtmış olmaları söylenebilir. Buda doğal olarak başta Türk yoğurdunun ve diğer ürünlerimizin, Yunan kültürüne aitmiş gibi tanınmasına sebebiyet vermiştir. Bu etkenlerden sadece birisidir. Ancak yine de pazarlama ve lobicilik faaliyetlerinde bizlerden çok daha iyi olduklarını kabul ediyorum. İşte bu durum ellerinde geçerli tarihi bir kanıt olmamasına rağmen hitap ettikleri insanları kendi iddialarına inandırabilmelerini oldukça kolaylaştırıyor. Elbette buna dünyadaki bazı önyargıları da eklediğimizde ortaya çıkan durumu özetlemek mümkün oluyor. Türklerin kendi mutfak kültürüne dâhil olan birçok ürünün, başka ülkelere ait olarak tanınmasına nelerin neden oluğunu anlamak aslında dışarıdan bakıldığında hiçte zor değildir.

 Bu konularda bizimde sorumluluğumuz var. Yurt dışında uzun yıllardır çalışmış olan ve hala dahi mesleği icra etmekte olan meslektaşlarımızın neredeyse hepsinin çekinceleri ortaktır. Çekince diyorum çünkü hem duyduklarıma hem de gözlemlediklerime dayanarak bunların çekince ve korkulardan ibaret olan kaygılar olduğunu anlıyor ve düşünüyorum.

Batı'da Yunan ve Ermeni lobilerinin Türklere oranla bariz şekilde güçlü ve etkili oldukları malum. Dolaylı ya da doğrudan destekledikleri kesimlerden her konuda destek görebildiklerini ve hatırları sayılır bir konumda olduklarını anlamamak çoğu şeyi doğru okuyamamak demek olur. İşte böyle bir durumda yurt dışında çalışan birçok meslektaşımızın Türk mutfağını yakından ilgilendiren böyle konularda sessiz, çekingen ve bana dokunmayan ne yaparsa yapsın tarzında olan yaklaşımları devam ettiği sürece mutfak kültürümüze kendimizden başkaca zarar verenleri uzaklarda aramaya gerek yoktur diye düşünüyorum. Belki de aradığımız şey dibimizdedir. Belki de aradığımız şeyleri zamanında gerektiği gibi eğitmemiz gerekiyordu.

"Ben sadece yemek yapıyorum, bu konuları bilmem, anlamam ve fikir söylemem." diyenlerin çekindiği konuların bazıları yüzeysel olarak yukarıda anlattığım durumların çerçevesinde şekillenmektedir. Elbette işsiz kalma ya da güçlü lobileri olan kişilerin hoşlarına gitmeyecek sözler söylemek herkesin cesaret edebileceği ve ortaya koyabileceği bir tutum değildir. Bunları yaptığınız zaman önünüzün kesilmesi ya da olası elde edeceğiniz başarılara ulaşamamanız beklenebilir. Çünkü siz onları takdir eden tarafta konumlandırırken onların istediği gibi kendinizi de takdir edilen tarafta konumlandırıyorsunuzdur. Evet, lobiler ve bağlantıları sayesinde elde ettikleri konum onlara böyle avantajlar sağlamaktadır. İşlerine gelenleri ve istediklerini ön plana çıkartma konusunda bağlantıları mevcuttur.

Sektörde güçlü lobileri ve bağlantıları olan toplumlar size tüm dünyada çeşitli engeller çıkartabilirler ve bu konulardaki çalışmalarınızın hoş karşılanmamasını sağlayacak adımları atabilirler. Çeşitli medya bağlantılarıyla kendi istedikleri kişilerin kendi fikirleri doğrultusunda olan çalışmaları her ne kadar yetersiz çalışmalardan ibaret olsa bile bunları toplumlarda değerli olarak algılatmak adına adımlar attıkları malumdur. Bu gibi adımlarla sizin kariyerinizde veya ticaretinizde olumsuz olarak dolaylı ya da dolaysız bir şekilde farklı birçok etkiler oluşturabilirler. Tezleriniz ve çalışmalarınız tarihi kaynaklara ve delillere dayanıyor olsa bile bu durumlar asla değişmez. Bu konular işte yukarıdaki cümleleri kuranların ortak kaygıları arasında yer edinen başlıca çekinceleridir. 

PEKİ, YA SEN? BÖYLE HAKLI KONULARDA HAKLI OLARAK SENİN ÇEKİNCELERİN YOK MU?

Diyebilirsiniz peki ya sen? Böyle haklı konularda haklı olarak senin çekincelerin yok mu? Olsaydı zaten şuanda bu satırları ve daha fazlasını ne Türkçe olarak ne de İngilizce olarak yazıyor olurdum. Allah'a çok şükür ki kendimi bildim bileli rızkımı verenin bir tek ALLAH olduğunu biliyorum. İnsanların rızıklarını kesebileceklerini sanıp, farklı düşünüyorlar diye başka insanların ekmekleriyle oynayanların başarısızlıklarına ve dahi Allah’ın gücü karşısındaki acizliklerine, çaresizliklerine defalarca kez şahit olmuşumdur. İşte o yüzden kariyerimle ilgili ya da gelecek kaygısı içinde  rızkımla ilgili çekineceğim bir durum ne dün, nede bu gün olmamıştır. Çünkü her zaman benim rızkımı verenin bir tek Allah olduğunu biliyorum. İşte o yüzden kula asla minnet etmiyorum. Doğru bildiklerimi araştırarak paylaşmaktan hiç bir zaman çekinmedim. Gerektiğinde yabancıların tezlerini çürütecek yazıları veya fikirleri yabancı dillerde yazacağım gibi aynı şekilde Türk mutfağının kendi içindeki sorunları da her zaman kendi dilimizde yazmaktan dün olduğu yarın da çekinmeyeceğim. Allah ömür verdikçe yerine göre Türk mutfağı için söylenmesi gerekenleri söyleyeceğim. Araştırılması gerekenleri araştırarak bulmaya gayret edeceğim. Eğer ki araştırmalar içinde kendi tezlerimizi ve fikirlerimizi değiştirecek bilgiler olursa tarafsız olarak samimi bir olgunluk içinde kendimi güncellemekten de tıpkı bugüne kadar olduğu gibi kesinlikle gocunmayacağım. İşte belki de bu yüzden Türkçe yazdığımızda kendi içimizde olan bazıları, yabancı yazdığımızda ise yabancılar içinde olanlardan bazıları çalışmalarımızdan asla haz etmeyeceklerdir. Ancak tüm bunların farkında olarak doğru bildiğimden de ne pahasına olursa olsun tıpkı dün olduğu gibi istikbalde de asla geri durmayacağım.

Hem Yunanistan'da hem de Amerika'da birçok yerde  Yunanlılarla beraber çalışmış biri olarak yeri geldiğinde doğru bildiklerimi doğru bir üslup ile onlarla paylaşmaktan ve sonuna kadar fikir alışverişinde bulunmaktan da hiçbir zaman imtina etmemişimdir. 20 yaşımdayken bile bu düşüncelerim Yunanistan'da bir tartışmaya neden olmuş olsa da tarihsel gerçekler karşısında ortaya çıkan sorulara cevap bulamayanlar ve tüm bunlar karşısında da sadece sinirlenerek sinirlerine engel olamayanlar her defasında haksız olanlar olmuştur. Yine de münazaraları, düzeyli tartışmayı ve fikir alışverişini bilmeyenler ile gereksiz atışmalara girmeye asla gerek olmadığını belirtmek isterim. Keza bu konularda bende çoğu zaman seçici davranmışımdır. Ancak geçmişe nazaran her defasında bu konulardaki tüm fikirlerimi her zamankinden daha da gür ve net bir şekilde bulunduğum ortamlarda ifade etmeye çalışmışımdır. Tıpkı ilerleyen zamanlarda da bu konularda çok daha detaylı ve geniş çaplı çalışmalar ortaya koyacağım gibi.

YERLİ YABANCI KAYNAKLARI ARAŞTIRACAK, ÖĞRENECEK NESİLLER YETİŞTİRMEYE İHTİTAÇ DUYUYORUZ

Elbette ki bu konulardaki bütün yükü taşımak sadece sektör içinde çalışan aşçılara ait olmamalıdır. Sektör dışında da birçok alanda yemek kültürümüze katkı sağlayacak çeşitli meslek dallarının çalışmalarına kesinlikle ihtiyacımız vardır. Ancak öncelikli olarak biz sektör içinde tarihten gelen yerli yabancı kaynakları araştıracak, öğrenecek nesiller yetiştirmeye ihtiyaç duyuyoruz. Tarihten öğrendiğimiz konuları çekinmeden her platformda cesurca dile getirebilecek bir nesil Türk mutfağını kimsenin hayal bile edemediği noktalara taşıyacaktır. Sadece bugününü düşünen, çıkarlarını ön planda tutan, Türk mutfağını başkalarının takdirini kazanabilmek adına geri plana atabilen meslektaşlarımızın bizlere ne kattıkları ya da katamadıkları ortadadır. Bunları da uzunca yazmaya gerek dahi duymuyorum

TÜRKİYE’DE YUNANLILARIN YAPRAK SARMASINDAN YOĞURDA KADAR BİRÇOK ÜRÜNÜN YUNANLILARA AİTTİR DEMESİ NE İSE…

Bu konularda Türkiye'de konuşmak yurt dışında konuşmaya nazaran daha kolay olur mu, olmaz mı o konuda da pek emin değilim. Ancak 20 yaşımdan beri benim içinde bulunduğum durumun özeti şudur; Bir an için Türkiye'de Yunanlının yaprak sarmasından yoğurta kadar birçok ürünün Yunanlılara aittir demesini düşünelim. İşte bu durum ne ise, benimde Yunanlıların ve yabancı kültürlerin içinde onların doğru sandıklarının aksi yönlerde dolaylı olarak veya doğrudan kendilerine belgelere dayalı fikirler belirtmem oldur. Beni anlamak isteyenler nezdinde ne demek istediğimi ve neleri ifade etmeye çalıştığımı bu açıdan da anlamaya çalışmak ne demek istediğimi kolaylaştıracaktır diye düşünüyorum. Bunun ile ne demek istediğimi bu cümleleri iyi okuyanlar çok iyi anlayacaktır diye umuyorum. Bir an için ilgili deliller ile bu tarz konularda Yunanlı birisinin Türkiye'de ya da Türk lobisinin güçlü olduğu yerlerde benzer değerleri savunduğunu düşünelim. Bu kişinin oradaki durumu ne olurdu…

Bu konuda fikirlerim var ancak uzun uzadıya bunlara burada yer vermek istemiyorum. Yine de Türkiye'de Türk mutfağını da savunanlarında durumlarının ve maruz kaldıkları zorlukları bilen ve 20 yaşında o zorlukları yaşayarak çeşitli dışlamalara maruz kalan birisiyim. O yüzden bu konuda belirteceğim fikirlerin değişmekte olan sektör şartlarında tam isabetli olmayabileceğini de düşünmekteyim. 

Buradaki açıklamalarım ekteki makalenin Türkçe tercümesi değildir. Sadece oradaki meseleler ile ilgili yüzeysel ama biraz geniş bir özettir. O makalede yabancıların bilmesi gerekenleri ele alırken burada bizim kendi açımızdan düşünüp ilgili konularda nasıl bir yol ve düşünce tarzı benimsememiz gerektiğine dair fikir ve düşüncelerimi açıklamaktayım. 

TÜRK MUTFAĞI DİRİLİŞ HAREKETİ

tmdh_logA.png

 

 

 

 

 

logologo3wtca1logo tolgahanzg logo


Kıbrıs Girne Tüp Bebek